DİĞER YAZARLARIMIZ
GÜRŞEN SEVİNÇ CEVİZİN YAPRAĞI DAL ARASINDA
PROF.DR.TULGA ULUS KORONER ARTER HASTALIĞI
GÜRŞEN SEVİNÇ İSTASYONLARDAN İSTASYONA
GÜRŞEN SEVİNÇ TÜKÜRÜK DEYİP GEÇMEYELİM
PROF.DR.TULGA ULUS KORONER BYPASS AMELİYATI
ALİ ERKAN GÜNERİ UÇAN BALON
NECDET ÇAKIR BU YÜZDEN ATATÜRK DİYORUZ
ALİ ERKAN GÜNERİ SIZI
ALİ FAHİR KAYACAN BAŞKANIN MESAJI
ALİ FAHİR KAYACAN KORKMAK
ALİ ERKAN GÜNERİ ÖNCE GÖKYÜZÜ VARDI SONRA İNSANLAR
ALİ ERKAN GÜNERİ BİR UCU SİNOP GÖZLERİMİN DİĞERİ HARRAN
SEDA KIRAÇ YAŞLANMA KARŞITI ÜRÜNLERİN KULLANIMI
NURDANE ÖZDEMİR SAĞKAN ANKARA ATATÜRK LİSESİ SEVGİSİ BİR ÖMÜR SÜRER
GÜRŞEN SEVİNÇ KÖY ENSTİTÜLERİ
PROF.DR.TULGA ULUS TANSİYON NEDİR
SEDA KIRAÇ MİLYON DOLARLA YOK EDEMEZSİN
PROF.DR.TULGA ULUS KALP KRİZİ NEDİR
OSMAN CAN GÜKAN ANKARA ATATÜRK LİSESİ TARİH TOPLULUĞU
GÜRŞEN SEVİNÇ ARAMAK VE ARANMAK
GÜRŞEN SEVİNÇ
Ankara Atatürk Lisesi Derneği 19.01.2021 - BİR BARDAK SALEP

GÜRŞEN SEVİNÇ (*)

 

Bir Bardak Salep

 

Ankara Atatürk Lisesi öğrenim hayatımın maddi bakımdan rahatlama dönemiydi. Ortaokuldaki 25 kuruş olan günlük harçlığım 1 liraya yükselmişti. Tam tedrisat olduğu için öğle yemeği konusunu okul civarında çözüyordum.

Öğle paydoslarında arkadaşlarla Necatibey’e doğru gider, fırından çeyrek ekmek, yanındaki bakkaldan zeytin, peynir, helva gibi katık alır okulun bahçesinde yerdik. Bazen evden getirdiğimiz yemek olunca ERDAL ÜRESİN’le paylaşırdık. Öğle yemeklerinden sonra para artarsa bir kahvede oturup çay kahve içerdik.

Atatürk Lisesi’nin iki binasını birleştiren koridor gibi kısım, bizim zamanımızda kafeterya olarak kullanılıyordu. Orada çay, meşrubat, poğaça, börek, kurabiye, simit gibi ürünlerin satıldığı bir mekandı. Ders aralarında ana-baba günü oluyordu. Bir ara da salep satılmaya başlanmıştı. Okullarda salep satılmadığı için rağbet görüyordu. Salep içmeyi aklımıza koyduğumuz zaman dersin bitmesini sabırsızlıkla bekliyorduk.

Bir gün sıra arkadaşım CENGİZ ÖZMEN’le salep için kuyruğa girmiştik. Cengiz benim ortaokuldan da arkadaşımdı. Zonguldak Mehmet Çelikel Lisesi’nin orta kısmını beraber bitirmiştik.

Lisede de Cengiz’i 4/H, beni 4/ İ sınıfına vermişlerdi. Benim Sınıf kartındaki “i” harfini “H” olarak değiştirerek aynı sınıfa düşmüş ve aynı sıraya oturmuştuk. Günün her saatinde beraberdik. (1954-1957 )

Cengiz’de, ben de kargaşayı sevmezdik. Buna rağmen bir bardak sıcak salep içmek için kuyrukta beklemeye katlanıyorduk. Kafeterya hem kalabalık hem de iki binayı birleştiren koridor olduğu için pek hareketliydi. O gün üç beş dakika beklemiş, itiş, kakış arasında birer bardak salep alarak güçlükle kenara çekilmiştik. O sırada lise 1. veya 2.sınıfta olduğunu tahmin ettiğimiz iki çocuk kovalamaca oynuyordu “Elim sende” deyip bir o tarafa bir bu tarafa koşuyorlardı. Aldığımız salepten daha bir yudum içmemiştik ki kovalamaca oynayanlardan biri geldi ikimize birden çarptı. Bardaklarımız çalkalandı, hatta tarçınları yayıldı. Bağırmamıza vakit kalmadan çarpan çocuk, özür diledi; “Kusura bakmayın, kaza oldu” dedi. Biz de: “Burada da kovalamaca oynanır mı be kardeşim” dedik ve sustuk.

Hemen akabinde hiçbir şey olmamış gibi diğer çocuk yanımızdaki çocuğa: “Elim sende” diye vurarak tekrar kaçmaya, bize çarpan çocuk da onu kovalamaya başladı. Bir o tarafa, bir bu tarafa koşmalarına devam ediyorlardı.

Cengiz’le birlikte bu düşüncesiz çocuklara iyice kızmış, bir daha çarpabilirler diye pencerenin kenarına çekilip büzülmüştük. Hiçbir şey konuşmaksızın dışarıyı seyrediyorduk. Henüz bir yudum salep içmiştik ki aynı çocuk gene ötekinden kaçarken bu defa geldi bana çarptı. Benim salebin yarısı yere döküldü. Haşarı çocuk döndü özür dilercesine karşımda durdu; fakat ağzını açıp bir şey söyleyemedi. Ben de ona bağıracağım veya yumruk atacağım yerde gayri ihtiyarı bir hareketle yarım bardak sıcak salebi aniden çocuğun yüzüne savurdum. Yüzü komedi filmlerinde olduğu gibi bembeyaz olmuş, üstü başı salep içinde kalmıştı. Yüzünden akan salepler ceketine damlıyordu. Bir süre hareketsiz durdu, gözlerini kırpıştırarak bana bakmaya çalıştı. Beklenmedik bu olay karşısında ne yapması gerektiğine karar veremiyordu. Herkes etrafımıza toplanmıştı. Arkadaşları bir mendille çocuğun yüzünü, gözünü siliyordu. Ben de bir şey söyleyemiyor, kızacak mıyım, gülecek miyim bilemiyordum. Cengiz ise salepten gözlerini kırpıştıran çocuğa hem kızgın hem mütebessim bir çehre ile bakarken saatini bileğinin yukarısına doğru çekiyor, sıkılmış yumruklarıyla çıkabilecek bir meydan kavgası için tetikte bekliyordu. Beklediğimiz kavga çıkmamıştı. Pabucun pahalı olduğunu anlayan arkadaşları, yüzü kırmızılaşmış, elbisesi berbat olmuş çocuğun koluna girip götürmüşlerdi. Bu defa “elim sende” deyip koşamamıştı.

Böylece o düşüncesiz çocuk cezasını çekmiş ama gene de olan bizim saleplere olmuştu. Cengiz’le birbirimize bakıp lahavle çekerken ders zili çalıyordu.

 

 

(*)

Ankara Atatürk Lisesi 1957 yılı mezunlarından olan Gürşen SEVİNÇ 1939 yılında Akşehir’de doğmuş, İlköğrenimini  Akşehir’de Cumhuriyet İlkokulu’nda,  Ortaöğrenimini ise Zonguldak Mehmet Çelikel Lisesi’nde tamamlamıştır.

Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunu olup, memuriyet hayatına Emekli Sandığı’nda Fiş memuru olarak başladıktan sonra Daire Başkan Yardımcılığına kadar yükselmiştir.

Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 1966-67 dönemi Matematiksel İstatistik Programı’nı takip ederek sertifika almış, 1978 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün davetlisi olarak Cenevre’de Aktüaryel incelemelerde bulunmuştur.

 

Askerlik dönüşü kısa bir süre Osmanlı Bankası’nda çalışmış,

Bağkur Genel Müdürlüğü’nde Aktüerya Dairesi Başkanı olarak görev yaptıktan sonra 03.03.1983 Tarihinde emekli olmuştur.

1984 yılında GRUP OFİS MARKA VE PATENT A.Ş`ni kurarak Marmara ve İzmir Bölge Müdürlüklerini oluşturmuş, Başbakan Turgut Özal tarafından Başbakanlık Murakıbı olarak atanmış, TÜBİTAK’ın ve TÜBİTAK’a bağlı Marmara Bilimsel Araştırma Merkezi’nin iki yıllık, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki TÜSSİDE’nin dört yıllık denetim raporlarını hazırlamıştır.

Çimento Sanayi Genel Müdürlüğü’ne bağlı Çemas A.Ş’de iki yıl Yönetim Kurulu Üyeliği yapmıştır.

4 Nisan 2002 Hitit Güneşi Gösteri Sanat Derneği’ni kurmuş ve Ankara’da Akşehir Sevenler Derneği AKSEVDER’in 6 yıl başkanlığını yapmıştır. 22 Nisan 2015 tarihinde Türk Musikisi Federasyonu’nu kurmuştur.

Gürşen SEVİNÇ, pek çok dernek ve kooperatifte, kurucu üyelik, yönetim ve denetim kurulu üyeliğine başkanlık yapmıştır.2014-2016 döneminde Derneğimizin Denetleme Kurulu Üyeliğini yapmıştır.

Mali Müşavir, Marka-Patent Vekili, Avrupa Patent Vekili  ve TOBB Patent ve Marka Vekilleri Meclis üyesidir.

Çeşitli yazı ve şiirleri   http://www.gursensevinc.blog/ adresinde yer alan Gürşen SEVİNÇ, Derneğimize her süreçte maddi ve manevi katkıları ile bizlere güç veren değerli bir Atatürk Liselidir.

 

 

--ws_like--